Konuya göre İngilizce kelimeleri
İngilizce dilinde yiyecekler hakkında konuşmak için kullanılan 40 yaygın kelimeden oluşan bu listede her kelime için IPA gösterimi, seslendirme, çeviri ve örnek cümle bulunur. Dinlemek için istediğiniz kelimeyi oynatın, quizde kendinizi test edin ve listeyi Anki veya Quizlet için indirin.
İngilizce dilinde yiyecekler: bread, rice, pasta, cheese, egg, chicken, beef. Aşağıdaki tabloda IPA gösterimi, seslendirme, çeviri ve örnek cümleyle birlikte 40 kelimenin tamamı yer alır. 10 soruluk quiz, hatırladıklarınızı kontrol eder. Listeyi elektronik tablo, Quizlet veya Anki için indirebilirsiniz.
| Kelime | Çeviri | Örnek |
|---|---|---|
| bread /bɹɛd/ | ekmek | We eat fresh bread with our soup. Çorbamızla taze ekmek yeriz. |
| rice /ɹaɪs/ Genellikle sayılamaz: some rice. | pirinç | She cooks rice with vegetables for dinner. Akşam yemeği için sebzeli pilav yapıyor. |
| pasta /pɑːstə/ | makarna | I make pasta with tomato sauce. Domates soslu makarna yaparım. |
| cheese /tʃiːz/ | peynir | He puts cheese on his sandwich. Sandviçine peynir koyuyor. |
| egg /ɛɡ/ | yumurta | I eat one egg for breakfast. Kahvaltıda bir yumurta yerim. |
| chicken /tʃɪkɪn/ | tavuk | We have chicken and rice for dinner. Akşam yemeğinde tavuk ve pilav yeriz. |
| beef /biːf/ | sığır eti | My father cooks beef with potatoes. Babam patatesli sığır eti pişirir. |
| pork /pɔːɹk/ | domuz eti | They eat pork with vegetables. Sebzeli domuz eti yerler. |
| fish /fɪʃ/ | balık | She orders fish and salad for lunch. Öğle yemeği için balık ve salata söylüyor. |
| soup /suːp/ | çorba | The hot soup is ready now. Sıcak çorba şimdi hazır. |
| salad /sæləd/ | salata | I make a salad with tomatoes. Domatesli salata yaparım. |
| sandwich /sændwɪtʃ/ | sandviç | He takes a cheese sandwich to school. Okula peynirli sandviç götürüyor. |
| pizza /piːtsə/ | pizza | We share a large pizza for dinner. Akşam yemeğinde büyük bir pizzayı paylaşırız. |
| butter /bʌɾɚ/ | tereyağı | She puts butter on her toast. Tost ekmeğinin üzerine tereyağı sürüyor. |
| sugar /ʃʊɡɚ/ | şeker | I add sugar to my coffee. Kahveme şeker eklerim. |
| salt /sɔlt/ | tuz | Please add a little salt to the soup. Lütfen çorbaya biraz tuz ekleyin. |
| pepper /pɛpɚ/ | karabiber | He adds black pepper to the eggs. Yumurtalara karabiber ekliyor. |
| oil /ɔɪl/ | sıvı yağ | We use oil to cook the vegetables. Sebzeleri pişirmek için sıvı yağ kullanırız. |
| flour /flaʊɚ/ | un | She uses flour to make a cake. Kek yapmak için un kullanıyor. |
| honey /hʌni/ | bal | I put honey in my tea. Çayıma bal koyarım. |
| jam /dʒæm/ | reçel | He spreads strawberry jam on bread. Ekmeğin üzerine çilek reçeli sürüyor. |
| chocolate /tʃɑːklət/ | çikolata | The children eat chocolate after lunch. Çocuklar öğle yemeğinden sonra çikolata yer. |
| cake /keɪk/ | kek | My sister makes a chocolate cake. Kız kardeşim çikolatalı kek yapar. |
| cookie /kʊki/ | kurabiye | She eats a cookie with her milk. Sütüyle birlikte bir kurabiye yiyor. |
| ice cream /aɪs kɹiːm/ | dondurma | We have ice cream after dinner. Akşam yemeğinden sonra dondurma yeriz. |
| yoghurt /joʊɡɚt/ Amerikan İngilizcesi: yogurt. | yoğurt | I eat yoghurt with fruit for breakfast. Kahvaltıda meyveli yoğurt yerim. |
| breakfast /bɹɛkfəst/ | kahvaltı | We have breakfast at seven o'clock. Saat yedide kahvaltı yaparız. |
| lunch /lʌntʃ/ | öğle yemeği | She brings lunch to work every day. Her gün işe öğle yemeği getiriyor. |
| dinner /dɪnɚ/ | akşam yemeği | They eat dinner together at home. Evde birlikte akşam yemeği yerler. |
| snack /snæk/ | atıştırmalık | I have a small snack between meals. Öğünler arasında küçük bir atıştırmalık yerim. |
| dessert /dɪzɜːt/ | tatlı | We choose fruit for dessert tonight. Bu gece tatlı olarak meyve seçiyoruz. |
| meat /miːt/ Genellikle sayılamaz: some meat. | et | He does not eat meat at lunch. Öğle yemeğinde et yemez. |
| sausage /sɔːsɪdʒ/ | sosis | I cook a sausage with beans. Fasulyeyle bir sosis pişiririm. |
| ham /hæm/ | jambon | She puts ham in her sandwich. Sandviçine jambon koyuyor. |
| potato chips /pəteɪɾoʊ tʃɪps/ | patates cipsi | The children share potato chips at lunch. Çocuklar öğle yemeğinde patates cipsini paylaşır. |
| noodles /nuːdəlz/ | erişte | He eats noodles with chicken and vegetables. Tavuklu ve sebzeli erişte yer. |
| sauce /sɔːs/ | sos | I add tomato sauce to the pasta. Makarnaya domates sosu eklerim. |
| vinegar /vɪnᵻɡɚ/ | sirke | She adds vinegar to the salad. Salataya sirke ekliyor. |
| garlic /ɡɑːɹlɪk/ | sarımsak | We use garlic in the tomato sauce. Domates sosunda sarımsak kullanırız. |
| onion /ʌniən/ | soğan | He cuts an onion for the soup. Çorba için bir soğan kesiyor. |
Bu sayfadaki listede 40 kelime bulunur. İlk kelimeler şunlardır: bread (ekmek), rice (pirinç), pasta (makarna). Her kelime için IPA gösterimi, seslendirme, çeviri ve örnek cümle verilir.
Bu sayfadaki quizde kendinizi test edin, ardından listeyi Anki veya Quizlet için indirip her gün birkaç kelimeyi gözden geçirin. Lingo7'de İngilizce dilinde kitapları her cümlenin altında çeviriyle okuyabilir ve aynı kelimelerle bağlam içinde karşılaşabilirsiniz.
Dinlemek için bir kelimenin veya örnek cümlenin yanındaki oynat düğmesine basın. Her kelimenin altındaki IPA gösterimi sesleri de gösterir: bread, /bɹɛd/ şeklinde telaffuz edilir.